Bi Acayip Hâne
Senem Râbia Sekban & Fatma Alara Akgün, 2020'de kuruldu.
Her insan kalbinin bir "han" olduğuna inanan Senem Râbia Sekban ve Fatma Alara Akgün tarafından İstanbul’da kurulan kolektif, insanın kendi bedenine, duyumlarına ve kozmosta kapladığı yere dostane bir şekilde yerleşmesini araştıran disiplinlerarası buluşmalar ve eşlikçilerle şekillenir. Meditatif programlar, sanat atölyeleri ve tasarım nesneleri aracılığıyla, her insanın kendi içsel müzesini taşıdığı fikrini merkeze alarak ortak bir iyi hâl ve birlik hissini birlikte örmeye davet eder. Sekban, üretimlerini beden, bilinç ve hayal gücü arasında kurulan geçiş alanlarında sürdürürken yaratıcılığı geliştiren araçlar, rüya farkındalığı ve meditasyon teknikleri üzerinden katılımcı temelli deneyim alanları kurmaya odaklanır. Akgün, meditasyon ve farkındalık gibi içe dönük pratikleri sanatsal üretimle harmanlamaya odaklanırken Bi Acayip Hâne bünyesinde tasarımı ve farkındalık disiplinlerini buluşturan içerikler geliştirmeye devam eder.
Bi Acayip Hâne, 7. Mardin Bienali’ne insanın henüz adım atmadığı yönlere, keşfetmediği potansiyellere ve henüz yazılmamış hikâyelere odaklanan bir yerleştirme ve etkinliklerle katılır. Anadolu’nun erenleri ve âşıklarıyla kurulan düşünsel bağdan hareketle, bedenin gökle yer arasında konumlanan bir hacim olarak ele alınmasını araştırır. Âşık Veysel’in “uzun ince yol” metaforuna gönderme yapan kâğıt katmanları, bedenin ömürlük kırılganlığını yüzeyinde taşır; izleyicinin malzemeyle kurduğu ilişkiyi dikkat, yakınlık ve duyumsama üzerinden deneyimlemesini amaçlar. Yerleştirme yüzeyine açılan delikler, 15. yüzyıl Divan şairi Necâti’nin “Gökyüzünde gördüklerin yıldız değil, yer yer delinmiştir felek...” dizesinin çağrışım alanını mekâna taşır. Bu delikler, bedenin katı formunun ardında yer alan duyumlara ve içsel ışığa işaret eden algısal eşikler hâline gelir. İzleyiciyi durmaya, bakmaya ve duyumsamaya davet ederek, mekânla kurulan ilişkinin çok katmanlı bir dikkat pratiğine dönüşmesini hedefler. Yapıtın yedi katmanlı mimarisi, gök ile yer arasında bir yol hikayesi kurarak, Simurg’u arayan kuşların Hüdhüd rehberliğinde geçtiği yedi vadiden esinlenir. Bu yapı, insan olma hâlinin arayış, dönüşüm ve kayboluş gibi eksenlerde katmanlı bir deneyim olarak ele alınmasını sağlar. Her bir katman, izleyicinin kendi içsel yolculuğuna temas eden bir durak niteliği taşırken zihin, dikkat, beden farkındalığı ve somatik duyumsama eksenlerinde yürüttüğü araştırmaların mekânsal bir uzantısı olarak şekillenir.


Gördüklerin Yıldız Değil, Yer Yer Delinmiştir Felek What You See in the Sky Are Not Stars; The Firmament Is Pierced Here And There 2026
Karışık teknik mekana özgü yerleştirme Mixed media site specific installation 280 x 120 cm
7. Mardin Bienali için Çelenk Bafra’nın davetiyle Hamm Design ve SAHA desteğiyle üretilmiştir.
Commissioned by the 7th Mardin Biennial and Çelenk Bafra with the support of Hamm Design and SAHA. Sanatçıların izniyle Courtesy of the artists.