MEKANLAR

  • Dara Antik Kenti, Yukari Mezopotamya’da, Roma Imparatorlugu’nun dogu sinirini güvence altina almak üzere 6. yüzyilin baslarinda, Imparator Anastasius döneminde insa edilmis planli bir garnizon kenttir. Roma–Sasani sinir hatti boyunca konumlanan yerlesim; surlar, kuleler ve kamusal yapilarla tanimlanan yüzey düzeni ile sarniçlar, maksem yapilari, su kanallari, depolar, geçitler ve kaya içine oyulmus yeralti mekânlarindan olusan bütüncül altyapi sistemi sayesinde uzun süreli askerî, idari ve sivil yasami sürdürebilecek sekilde kurgulanmistir. Nekropol alanlari ve galeri mezarlarla birlikte ele alindiginda Dara, savunma, su yönetimi ve mekânsal sürekliligin ayni kentsel organizasyon içinde bir arada düsünüldügü stratejik bir sinir kenti olarak okunur.

  • Deyrulzafaran Manastiri, Mardin’in güneydogusunda yer alan ve antik dönemlerden günümüze kesintisiz kutsal kullanimiyla öne çikan çok katmanli bir dinî ve mimari komplekstir. Hristiyanlik öncesi, geç antik ve Ortaçag dönemlerine ait mimari katmanlar, özellikle ana yapi kütlesinin altinda yer alan ve genellikle yeralti günes tapinagi olarak tanimlanan mekân etrafinda düsey bir süreklilik içinde örgütlenir. Daha sonraki Hristiyan yapi evreleri bu yeralti katmaninin üzerine insa edilerek, yeralti, yüzey ve üst kotlar arasinda ardisik ve bütüncül bir mekânsal iliski kurulmustur. 5. yüzyildan itibaren Süryani Ortodoks gelenegi açisindan önemli bir merkez hâline gelen manastir, yüzyillar boyunca ibadet, egitim ve idari islevleri bir arada barindirmistir. Kiliseler, sapeller, avlular, kesis hücreleri, sarniçlar ve yardimci mekânlardan olusan bu bütünlüklü kurgu; kontrollü isik kullanimi, malzeme sürekliligi ve esikler üzerinden ilerleyen dolasim sistemiyle, Deyrulzafaran’i farkli inanç katmanlarinin mekânsal olarak bir arada varligini sürdürdügü uzun erimli bir kutsal peyzaj olarak okunabilir kilar.

  • Ates Beyler Hamami’nin insaatina 1965 yilinda baslanmis, yapi 1967 yilinda hizmete açilmistir. Hamam, Abdurrahman Ates tarafindan isletilmis olup, Kiziltepe’nin ilk ve tek hamami olarak faaliyet göstermistir. 1982 yilinda hizmete kapatilan yapi, bu tarihten itibaren kullanilmamistir. 2007 yilinda Kiziltepe’de gerçeklestirilen “Sen Ne Yapiyorsun” adli ilk güncel sanat sergisine ev sahipligi yapmis, serginin ardindan tekrar kapali kalmistir. Ates Beyler Hamami, 15 Mayis – 21 Haziran 2026 tarihleri arasinda düzenlenecek 7. Mardin Bienali kapsaminda ilk kez bienal mekâni olarak kullanilacaktir.

  • Sakip Sabanci Sanat Galerisi, Mardin’in tarihsel kentsel dokusu içinde yer alan ve çagdas sergileme pratiklerini katmanli bir mimari süreklilik içinde ele alan bir sergi mekânidir. Yapi, 1889 yilinda II. Abdülhamid döneminde, Diyarbakir Valisi Haci Hasan Pasa tarafindan Süvari Kislasi olarak insa edilmis; mimar Sarkis Elyas Lole tarafindan tasarlanmistir. Uzun yillar askerî islevle kullanilan bu yapi, bugün Sakip Sabanci Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabanci Sanat Galerisi ile birlikte kamusal bellegin farkli katmanlarini ayni mimari bütünlük içinde tasir. Kalin tas duvarlar, ölçülü açikliklar ve içe dönük hacimler, yapinin disiplinli ve tutumlu mekânsal karakterini sürdürürken; çagdas sergileme, bu tarihsel süreklilikle dogrudan temas hâlinde var olur. Galeri, nötr bir sergileme kabi olmaktan ziyade, mimarinin zamani tasidigi ve güncel sanatsal üretimin bu sessiz birikimle diyalog kurdugu bir esik mekân olarak okunur.

  • Kervansaray, Mardin’in simgesel yapilarindan biri olup geçmiste belediye ve hükümet konagi olarak kullanilmis; kamusal islevlerle örülmüs bu tarih, mimari kurguda hâlâ okunabilir durumdadir. Idare, temsil ve kamusal görünürlükle iliskili izler mekânin açikliklari, ölçegi ve yerlesimi üzerinden varligini sürdürür. Sakip Sabanci Mardin Kent Müzesi’nin tam karsisinda konumlanan yapi, kentin tarihsel dokusu içinde belirgin bir esik noktasi olusturur. Güncel kullaniminda, eski islevlerinden ziyade açikligi ve mekânsal düzeniyle okunur; biriktirilmis geçmis ile bugünün karsilasmalari arasinda sessiz bir temas alani üretir. Bu yönüyle Kervansaray, nötr bir sergileme kabi olmaktan çok, bellegin, konumun ve kamusal varolusun mekânsal deneyimi yönlendirdigi bir esik mekân olarak ele alinir.