Alper Aydın
1989, Ordu
Portre fotoğrafı: Türkan Aydın
Ordu’da yaşayan sanatçı insan ile doğa arasındaki ilişkinin dinamiklerini inceler. Üretimlerini heykel, enstalasyon, performans, mimari ve video gibi çoklu pratikler aracılığıyla gerçekleştiren Aydın, sanatsal sürecinde mekânın kendi enerjisinin yönlendiriciliğine alan açar; insanın doğadaki varlığını çok katmanlı bir biçimde ele alır. Enstalasyonlarında, insanın gelişimi ile doğa üzerindeki varlığının kaotik ve tahripkâr yönlerine işaret eder. İzleyicisini geleceğin hakikatine tanıklığa çağırırken, insanlığın geri döndürülemez bir noktaya taşıdığı küresel yok oluşun izlerini takip eder ve bu doğrultuda doğanın gelecekteki olası tezahürlerine işaret eder.
7. Mardin Bienali kapsamında Dara’daki Zindan için mekana özgü üretilen “Sistem hatası”, sistemler içinde sıkışmışlığı; hareketsizleştirilen ve yönünü tayin etmekte zorlanan bir varoluş hâlini düşündürürken çerçeveli bir çizimiyle Yukarı Mardin’de Marangozlar Kahvesi’nde izleyiciyi karşılar. İçine girildikçe daralan, bakıldıkça genişleyen görüntüsüyle aynı soruyu yeniden üretir: Hâlâ nefes alıyor muyuz, yoksa yalnızca boğulma hâlini mi erteliyoruz? Dara Antik Kenti’nde yüzyıllardır suyu muhafaza eden ve Zindan olarak bilinen devasa sarnıç, Alper Aydın’ın müdahalesiyle başka bir muhafaza alanına dönüşür: mekân artık suyu değil, bastırılmış bir bilinç hâlini taşır. Aydın, yapının mimari ve kültürel hafızasını bir varoluş meselesine dönüştürerek taş kemerler altında askıya alınmış bir sahne kurar. Bu sahnenin merkezinde, devasa bir yılan kanatlarını açmak üzere olan bir meleği yutmaktadır. Adeta dondurulmuş bu an, ikili karşıtlıklar üzerinden okunamaz; ne iyinin mutlak yenilgisi ne de kötünün nihai zaferi söz konusudur. İzleyici askıda bırakılır. İnsanlığın geri döndürülemez etkileri, ekolojik yıkımın görünmez ama her yere sızan yapısı ve sistemlerin yarattığı sıkışma hissi bu yeraltı sahnesinde somutlaşır. Yılan, Mezopotamya ve Mardin coğrafyasında, Şahmaran anlatılarında bilgeliğin, şifanın ve yeraltı bilgisinin taşıyıcısıdır. Ancak bu kadim sembol, günümüzün görünmez, kuşatıcı ve yavaşça sindiren sistemlerini imler. Melek ise geleneksel ikonografideki konumundan koparılarak gökyüzünden yeraltına indirilmiş, işlevsizleşen kanatlarıyla koruyucu anlamını yitirmeye zorlanmıştır.

Mukavva üzerine siyah ve beyaz kalem çizim, çerçeveli Black and white pencil drawing on cardboard with frame 88 x 68 cm, 2024
Sanatçının izniyle Courtesy of the artist


Sistem Hatası. Güncelleyiniz! System Failed. Update!, 2026
Metal, Flament üzerine macun ve mat oto boyası ile mekana özgü yerleştirme 400 x 300 x 248 cm Site specific installation with metal, filament, fiber with putty and matte automotive paint
7. Mardin Bienali için Çelenk Bafra’nın davetiyle SAHA ve Mardin Bienali
desteğiyle üretilmiştir. Commissioned by the 7th Mardin Biennial and Çelenk Bafra
with the support of SAHA and Mardin Biennial.
Sanatçının izni ve Semra Fırat, Tunç Tunçbilek, Kübra Yıldırım’a teşekkürleriyle
Courtesy of the artist, with his thanks to Semra Fırat, Tunç Tunçbilek, Kübra Yıldırım
